denizkızı gizleri
Etiketler: sonra, dedim, güzel, insan, sustu, gözlerini, diyordu, içime, sigarasını, bunun, sildi, kadın, yaşadım, belki, nasıl, sanki, elleri, ağladım, unuttuğu, anlatıyordu, artık, çantasından, gelip, başka, benzer, sikiyorlar, bir kadın, güzel bir, anlatıyordu soacıları konuşanları görünce başımı öne eğiyorum, topluyorum acılarını, bir garip paylaşım işte. bir kadını anlamak, başka bir ölümü yaşamak.
yaz günü denizin hemen kıyısında, çok özlediğim halde ayaklarımı denize götürmek yerine, onu dinledim uzun uzun. martılar diyordu, parktaki deliden ve çöp tenekesinden topladıklarını anlatıyordu. sonra diyordu, bir ağaca çıkıp çevreyi dinlemek, eskiz kağıtlarına hayatı karalamak istiyorum. gözleri kaçıp gitmiyordu, öylesi dik bakıyordu ki insana, direk yüreğine iniyordu. beyaz örgülü kazağı ile unuttuğu zamanı ve unuttuğu, almaya geldiği aşkı anlatıyordu. sonra havuz kenarına birileri gelince sustu " yordum seni, git istersen " dedi. "sorun değil dinliyordum" dedim. "birazdan bir muz patlar" dedi ve o ses "pat" diye o ses geldi. oda kapısını ve yatağının altını anlattı, küvete girdiğinde gözlerini ağzına kadar suyla dolu ortamda nereye sakladığını, "ağladım" gözlerini suya değil, ellerinin arkasına saklıyormuş " ben ağladım" gözlerim dedi " artık görmüyor" sus dedim, sustu. çantasından bir kağıt çıkardı ve "oku" dedi. okuyordum.
ağzım açık okunası kitaba benzer
parlak sayfalarımın arasında
kara elleri ile gelip
ve karşıma geçip anamı sikiyorlar
deniz ölüyor o zaman
yanan ayaklarım üstsüz başsız çocuk
bakıra benzer tenimde yasaklar
bir bir beni de sikiyorlar
aç dalların ötesinde rüzgarı beklemiyordu. kedileri seviyordu ve dokunmuyordu. "bazen çok istesem de, onlara öğretmeyeyim bari sevginin tutsaklığını" diyordu. Sevmeye ve sevilmeye alıştı mı insan, vazgeçiyor tırmanılacak yamaçlardan ve diyor ki bazıları, o yamaçların ardı cennet " amına koyayım istemem vaat edileni, o kadar şey yaşadım ki, hepsi bunun içinde, örseletmem artık ruhumu çalan itlere " dedi. sigarasını yaktı, elleri hafiften
titriyordu. geç kalınmış bir "anlatmak vardı" ortada, bunu tırnakları söylüyordu. bıraktı küllüğe sigarasını ve yüzüme baktı. "yakışıklı değilsin ama güzel bir yüzün var. saklanmak gereği duymuyor insan karşında, eminim çok yalan söylemişsindir. bir çok kişiyi kandırmışsındır ama bu yüzünde var zaten, sır olmadığı için ve bunu yansıttığın için, içim ısındı sana, iyi ki yanımdasın şu anda " dedi ve çantasından mendilini çıkarıp sildi gözlerini.
ürkmüştüm, bir kadın nasıl böyle şeyler söyler diyordum, baktım yüzüne, uzatıp ellerini göz yaşlarımı sildi. "korkuttum seni, ben şizofrenim biliyorsun değil mi " dedi. yüzü nasıl güzel gülümsedi, belki de ilk defa bir erkek incitmemiş, anlamış onu, onun kadar incinmişti. " susma lütfen, ben yaşadım bunları ama utanmıyorum" dedi. açtı saçlarını, kokusu limon çiçeklerinin sesi gibi dağıldı etrafa. "seni görmeye geldim" dedi. "sırf bunun için ama etrafta aç yırtıcılar, etimden et istiyorlar anla" anlamadım ne dediğini, bir süre sonra bir grup gelip, kadınlı erkekli, sanki ben yokmuşum gibi " hadi seni tanıyalım" dediler. sustu o ve kalktı gitti. " ne güzel bir kadın" dedim ardından bakıp, tanışalı bir kaç saat olmasına rağmen, ne kadar tanıdık içime, sanki girip içime, benim dilimle, beni anlatmıştı kendine, bu yüzden sevişmişti belki de.
sonra duydum ki, ruhunun sesine kapılıp, bir baharın peşinden gitmişti. anlıyor ki insan, bir kadın sevildim mi, baba gibi sevilmesi başka bir şeydi.
söyleyecekleri çok olsada, akşamın yorgun gelişinde diyememişti.
denizkızı gizleri / 07

Yazı Ekle