
Feminizm aslında asırlar boyunca yanlış anlaşılarak ve bu yanlış anlaşılmaların üzerine eklenen birbirinden yanlış yorumlarla iyice yamularak gelen bir mefhumdur. Bu kavrama açıklık kazandırmak için bayan bilim insanlarının yaptığı tüm inceleme ve araştırmalar ne yazık ki sonuçsuz kalmıştır. Doktrin'in bayan bilim insanı kanadının içine düştüğü en büyük yanılgı, ki yeni kuşak bay "kadın araştırmaları uzmanları" bunun tarihsel bir çelişki olduğu konusunda hem fikirdir, kadın araştırmacıların kavramı bir mantık temeli içerisinde ele almaları ve araştırmalarına bu minvalde devam etmeleridir.
Bu yanılgının farkında olan erkek araştırmacılar, kavramın kesinlikle içeriden bir bakış açısıyla ele alınmaması gerektiğinin altını çizmiş, böyle bir tutumun yada yöntemin araştırmayı hem bilimsellikten uzaklaştıracağını hem de amacını saptıracağını ispatlarıyla ortaya koymuşlardır. Kadın ve erkek araştırmacı kliklerinin arasında yöntemle ilgili yaşanan bu ayrılık, erkek kliğinin, kadınların tarih boyunca sergiledikleri kayıtlara geçen tutarsız davranışları 950000 (yazı ile dokuzyüz elli bin) sayfalık bir ön taslak ile kadın araştırmacılara sunmasıyla çözüme bağlanmıştır. Kadın araştırmacılardan bunca veriye karşılık bir tek tutarlı örnek istenmesi ve bu örneğin gösterilememesi üzerine sorun çözüme kavuşmuştur.
Mefhumun açıklanmasında yöntem sorunundan sonra yaşanan en büyük sıkıntı ise böyle bir kavramın ortaya atılması ile ele ne geçeceği olmuştur. Bunca tartışmaya gerek var mıdır? Bu noktada erkek araştırmacılar içinde bir bölünme yaşanmış ve böylece başka bir sorun daha su yüzüne çıkmıştır. İngiliz ekolünden gelen araştırmacılar feminizmin sosyal bir gerçeklik olduğu üzerinde durarak, buna karşı olanları cinsel faşizm ile suçlamışlardır. Ötüken ekolünün önde gelen temsilcileri ise feminizm akımının kesinlikle "at, avrat ve silah" triosu içerisinde kendine kutsal bir yer edinmiş olan kadının bu kutsiyetine son vermeyi amaçladığını iddia ederek, feminizm taraftarlarını emperyalizme hizmet etmekle ithaf etmişlerdir.
Bu iki fraksiyondan bağımsız olarak ortaya çıkan, taraftar kitlesi bu ikisine nazaran daha az olan Etiler/Nişantaşı ekolü ise, kadının haklarına işaret ederek Ötüken ekolünü yermişlerdir. Etiler/Nişantaşı ekolünden gelen akademisyenler kadınların kutsi niteliğini kabul etmişler fakat bu soyut kutsiyetin somut haklardan mahrum bırakılmasını kesinlikle reddetmişlerdir. Etiler ekolü bu noktada İngiliz ekolüne de karşı çıkmıştır. Zira Etiler ekolüne göre; ingiliz ekolünün kadına tanıdığı sınırsız hak ve hürriyet kadının soyut kutsi özelliğini hiçe sayarak onu metalaştıracaktır. Etiler ekolü diğer iki rakip görüş arasında bir orta yol bularak kadına bazı haklar verilmesi ama mekanikleştirilmemesi gibi bir sonuca ulaşmıştır. Buna göre kadınların belirli limitler içerisinde alışveriş yapma, makyaj yapma, seçimlerde "bey"inin görüşü doğrultusunda oy verme, güzellik yarışmalarına katılma, telefonla canlı yayına katılma (ocakta yemeği unutmadığı sürece) hakkı gibi pek çok vazgeçilemez hakkı vardır.
|
mjordan çok teorik olmuş. konuyla ilgili her akademisyenin okuyup bir diğer akademisyen arkadaşına iletmesi gereken bir bilgi kaynağı. kesinlikle on nümero. 18-06-2007 12:35 |
|
natalia siteye erkek eli değmese mi nedir?:)))) 18-06-2007 12:34 |

Yazı Ekle