Yazı Ekle

şaşırıyorsun o içtenlikte, kayıp olmuşluğun önünde duruşu insanı hep şaşırtır. sanki kurulmuşluk vardır. gönderilmiş ve yönlendirilmişliğin ötesinde ne kadarda saklasak, bir yerinde yüzümüz, gözlerimiz, dudaklarımız ve tüm vücudumuz bunu söylüyor. orada anlıyorsun aitliğini. ama hayat bize ait ve en azından biz olarak yaşadığımız kısmı, burada yalan var mı! bize ait olanla olduğumuz yerde kalıp bir kaç saatte olsa ibadetimizi yapıyoruz. sanki diğer zamanlarda kayıp olup giden bir biz var ve o dünyada hiç mutlu değiliz. gözlerin içinde her şey ve dudakların kenarında saklı, sustuğunda konuşan ama konuştuğunda yaşadığını anlatamayan. anlatılamayanlar sır gerisi vakit geçsin şeklinde olanlar. düşün ki uçup gidebilecek kadar yakın, uzakta durup seyredecek kadar yakın. yüzünle oynama kar yağacak ve her kar yağışından sonra gelen soğuk tenini yakacak. sus gül ölümlerine bahara kadar sabredilir. değiştir yapraklarını ve yeniden yamaçta biten o ağacın meyvelerine bak. aşağıdan sis geçip gidiyor ve yeni perde açılıyor.

 

- daha evvelde görmüştüm seni, nasıl bilmiyorum ama sanki hep çevremde idin. yaşadığım ve dolaştığım yerlerde görüyordum seni ama bu normal görmek değil, hissetmekti daha çok

- öyle bir şey hiç olmadı ve seni ilk defa o kitapçıda gördüm

- sanmıyorum ve o kadar eminim ki, senden bana gelen şeylerin toplamı söylüyor bunu, sanki bir intikamın adıyla geliyorsun, suçlusu ben olmasam da cezasını çekecek olan benim, belki yargısız bir infaz belki de başka bir zamanda suç işlemişsem onun adına darbeyi indirecek olansın.

- madem öyle git

- hayır bilerek bir şey yapmadım, şartlar ve imkansızlıklardan yüzünden, belki de çaresizlik, eğer bunların sonucunda acı çekeceksem rahatım ve her ne yapacaksan razıyım. sen görevini yap ve git. çünkü seninle olmayı hep sevdim. neden bu böyle bilmiyorum ama bir isim bulamasam da hep sevdim seni.

- kendini ne sanıyorsun merak ediyorum. nereden buluyorsun bu acayip düşünceleri ve paranoyak fikirleri

- ben düşünmüyorum, önce hissediyorum sonra yaşıyorum. zeki olmam  her şeyi anlamamda çok önemli değil. bir açıklama yapılması bile yeterli olur. yeter ki mantıklı olsun

- sanki seni idam edecekmişim gibi

- belki de öyle, bu hep beklediğim şeydi. bilmeden kim bilir kaç kişiyi üzdüm ve bunun bir bedeli olmalı

- bedel, bedel

- evet bedel

- evet senin için gönderildim, belki klasik olacak ama seni çok seven biri gönderdi beni sana. niyeti seni incitmek değildi. yalnızlığına birini katıp seni mutlu görmek istiyordu

- çok saçma

- aynen böyle bu olay

- menfaatin nedir ki bu olaydan, yani bir kadın olarak benden kadınlığını mutlu etme dışında ne alacaksın ki

- mutluluk alacağım ama sana geldiğimden beri banka hesabıma sürekli yatan para var ve onunla hayatımı idare ediyorum

- tuhaf bir şey, kiralık insan olmak gibi

- evet öyle, bir nevi senin geyşan oluyorum ama daha tuhaf olanı şu ki, sen benim geyşam oldun. beni söndürüp kendi gücünü koydun ve bunu yaparken de sevgini kullandın. doğrusu çok güzel ve ilginç bir adamsın. huzur ve güven vericisin ama bunları sen kendin için yaşamıyorsun. şimdi o kadını daha iyi anlayabiliyorum. senin gibi insanlar o kadar az ki, sanırım koruma iç güdüsü ile düşünülmüş ve çok büyük bir sevgi, saygı barındıran bir düşünce. o kadına ve sana hayran oldum. bazen sana aşık olduğumu, bazan hayran, bazense  nefret ettiğimi sanıyorum.

 

- ben sana kötü bir şey yapmadım ki

- yaptın yaptın, kimi insan için çok iyi bir şey olsa da, beni severek ve bu kadar isteyerek yaptın. alışkın olmadığım bir hayatın içine çektin ve senin için gururumu kırdım. birinin dediği gibi "aşk gururu parçalar" işte bende buradayım. senden sonra bir çok şeyi umursamaz oldum. santim santim gururumu parçaladım.

- bilmiyordum ama bir şeylerin olduğunu hep seziyordum. bazen içinden kopup gidenleri görüyordum ama sen böyle istiyorsun diye ses çıkarmıyordum

- bana ilk başlarda "bu adam neden bu kadar midesiz, o kadını seviyor ama beni de seviyor" diye düşündürdün. bir erkeğin veya bir kadının hep birine ait olması gerektiğini düşünüyor olduğumdan herhalde, senin hayatından geçen kadınları çok sevmeni hiç anlayamamıştım. belki kıskançlıktan bu ama anladım ki, içeriden belirlenmiş bir sevgi kalıbın var, onun içinde yer alan kadınlar senin için sevilebilir sınıfındalar. doğrusu bu kadar dürüst olman itici oluyordu ama bunun arkasındakini görünce adeta bir akvaryum gibi geldin bana. içinde bulunan her şeyi çok rahat görebiliyorum. İstesen de saklayamıyorsun ve gizem yaratmak gibi bir becerin yok

- neden yapayım ki, hayatın çok kısa olduğunu biliyorum. kurnazlıkla yapılan oyunların sonunda bir galip var ama böyle davranırsam iki galip oluyor. aslında galip de denemez, mutlu ve huzurlu olan iki insan, belki de üç, dört

- bana zaman tanı, sanırım korktuğum şeylerden biri ile yüzleşmem gerekecek, her şeyden önce seni kadınların ile paylaşmayı öğrenmeliyim. kadınlık gururumu yıkıp geçmem zor olacak, belki de bedeli ağır olacak ama bunu yaşamak için değersin. Seni paylaşmak çok yaralayıcı. Altından kalkabilir miyim bilmiyorum. Bununla baş etmem mi gerek, çekip gitmem mi düşünmeliyim. Öncekileri ve sonrakileri demek insan aşık olunca çok kafaya takıyor. Kıskanmak gibi bir huyum olduğunu sende gördüm ve çok rahatsız oldum. Bilmediğim şeyleri yaşamak ve üstümde bu kadar baskın olman yordu, hırpaladı ve incitti.

Ben sana belki de hiç gerçekten git diyemeyeceğim. Benden gidenlere ses çıkarmamıştım çünkü onları bu kadar kabullenmemiştim ama sen,

 

uzanıp yanağından öptüğünde kadını, sıcaklığın anlattıklarını hissetti. gözlerini kapatıp yüzünü boynunun köküne dayadı ve sürekli kadının kokusunu içine çekti. kadın elleri ile güçlüce ve bırakmak istemez gibi tırnak uçlarını kazağına gömerek sarıldı adama. sonra ayrılıp biri birinden bakıştılar, kadın;

 

- senin kokunu hep özleyeceğim, şimdi gitmem ve kendimle hesaplaşmam lazım, dönersem bana sakın kızma

- seni sana bırakıyorum ama giden ben olsam

- senden bu kadarını isteyemem, çünkü gitmek istesen bunu çoktan söylerdin sen ve yapardın. Bunu yaparken acımazsızlık manasında yapmayacağını da biliyorum

- pekala, seninsin ama bende olanları vermem sana

- onlar kalsın canımın içi, onlar seni sen edenlerdi. Aldı ve karşıma koydular seni. ne gariptir ki, senin öncelerin seni bu adam haline getirmiş, seni böyle sevilir yapmış. Sanırım onlara teşekkür etmeliyim

- çok akıllı bir kadınsın ve hayran ediyorsun kendine, bu tavrın yüzünden senin karşında kapanan, kendini saklayanlar aptalmış.

- o onların seçimi idi ve ben nasıl bedel ödediysem onlarda ödedi veya ödeyecek

- biliyorum ve ileride şayet benden gidersen biliyorum ki en çok kızdığınla yeniden birlikte olacaksın

- sen diyorsan düşünürüm. Başkası dese güler geçerdim ama

- kim bilir sadece önsezi bu

- çıkar mı çıkar. Neyse gideyim artık

 

Sandalyeden paltosunu alıp gitti kadın. Kapının kenarında durup içeri giren birine yol verdi. Tekrar adamın oturduğu masaya döndüğünde, adamın ona sevgi dolu baktığını gördü. Biliyordu ki adam şu an onu deliler gibi istiyordu. Artık her şey zamana kalmıştı. Dışarı çıktı ve yakalarını dikleştirip boynunu paltonun biraz daha içine gömdü. Biraz yürümeliyim dedi ve adımlarını sıklaştırdı. Sağ eli cebinin içinde bir şeylerle oynuyordu, parmakları telaşlı telaşlı tutup bırakıyordu metali.

 

haziran öyküleri / rastlantılar sökülürken / '08

Yazan: eskitara
dudağının kenarı
(03-03-2008 01:43)
Yorum Ekle